Dizi & FilmGenelKültür & Sanat

Bu Hayatı Yaşamanın Başka Bir Yolu Olmalı : Diren

0

‘Kadınlar eşitlik ve oy hakları için on yıllar boyunca barışçıl yollarla mücadele verdi. Talepleri görmezden gelindi. Bunun üzerine direniş hareketinin lideri Emmeline Pankhurst, ulusal çapta sivil itaatsizlik kampanyası çağrısında bulundu. Bu, kavgaya katılan bir grup çalışan kadının hikayesidir.’

-Suffragette (Diren)

Diren (Suffragette), Abi Morgan tarafından senaryosunu yazılan, Sarah Gavron tarafından yönetilen ve oyuncu kadrosunda Carey Mulligan, Helena Bonham Carter, Meryl Streep gibi isimleri barındıran bir dönem filmi.  Diren, 1. Dünya Savaşı’ndan önce Sanayi Devrimi’nin yarattığı toplumsal sorunlara karşı kadınların kendi haklarını kazanmak için verdikleri mücadeleyi gözler önüne seriyor. Süfrajet olarak tanınan kadın hakları savunucuları, İngiltere’de Emmeline Pankhurst tarafından başlatılan mücadelenin neferleri olarak biliniyorlar. Gerçekleştirdikleri eylemler, bugünün feminizmine de temel atmıştır. Filmde de gerçekleştirdikleri bu eylemleri; kadın hakları için nasıl mücadele ettiklerini ve bu mücadeleyi nasıl kazandıklarını etkileyici bir biçimde izliyoruz.

‘Oy hakkını elde edebilmek için bırakın da parçalanması gereken kadınların bedenleri değil, hükümetin camları olsun.’

Kurulan düzene ağır bir darbe olarak başlayan bu hareketler tüm kadınların hak ve özgürlükleri için onlara bir umut olmuştur. Oy hakkı için artık sözlerin yeterli olmadığını anlayan kadın hakları savunucuları, icraat ile kazanmanın tek yol olduğu konusunda hemfikirdirler. Ataerkil düzene evrilen yapı içinde ezilen, mağdur edilen, taciz ve tecavüze uğrayan, yaşama hakkı gasp edilen, susturulmaya çalışılan, sömürülen, yola getirilmesi ve sahip çıkılması(!) gerekenler olarak görülen; devlet güvencesinde olması ve korunması gereken haklarının korunmadığı kadınların kendi haklarını nasıl kazandıklarını ve onları nasıl koruduklarını gerçekçi ve etkileyici bir biçimde görmekteyiz.

  ‘Bu hayatı yaşamanın başka bir yolu olmalı.’

   Kadının ucuz olarak acımasızca çalıştırıldığı bir dönemin içinde başlıyor film. Erkeklerden daha çok çalışan fakat daha az maaş alan; velayet, miras, oy, istihdam, boşanma gibi haklardan yoksun olan kadınlar, 1. Dalga Feminizmin temel hedefleri olan bu haklar için ayaklanmaya başlıyorlar.  Kadınların yasalara saygı duymasını isteyen düzene, ‘Yasalara saygı duymamız için onları saygı duyulacak hale getirmelisiniz.’ diyerek karşı çıkıyorlar.

  Çamaşırhanede o günkü düzene göre çalışan Maud Watts, karşılaştığı protestocu bir kadın grubu sayesinde harekete katılır. Devletin takındığı tutum, eşinin ona sırt çevirmesi ve oğlunu evlatlık olarak vermesi, Watts için bir kamçı görevi görür. Hareketler artık onun için daha önemlidir ve bunu için de hareketlere destek veren diğer arkadaşlarıyla beraber mücadele verirler.

İzlemenizi ısrarla tavsiye ettiğim bir film Diren (Suffragette). Filmin geçtiği dönemi anladığınız kadar şu anın içinden de parçalar buluyorsunuz

. Mücadeleyi gerçekçi bir şekilde görüyorsunuz. Kadınların neden ve nasıl ayaklandıkları, kat ettikleri yolları ve o yollardaki engelleri açıkça görme imkanınız oluyor. Günümüzde de kadınların bulundukları durum göz önüne alındığında filmin değeri katlanıyor bana göre. Gerçekten başarılı bir iş olduğunu düşünüyorum. İyi seyirler…

Temple Grandin’in İlham Veren Hikayesi

Previous article

Bir Film İzledim Hayatım Değişti: Netflix Belgesel Önerileri

Next article

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Postlar

Login/Sign up