Kişisel Gelişim & Sağlıklı Yaşam

Doğrular, Yanlışlar ve Gerçekler

Doğrular, Yanlışlar ve Gerçekler
0

Bir süredir aklımdan çıkmayan, belki büyüdüğümü gösteren düşünceler kafamda dönüp duruyor. Bunlardan sizlere bahsetmek için hazırım. Bir çoğunuz bu yazıda kendini bulacak, şu an anlamlandıramayarak bu yazıyı okuyanlar ise bir gün akıllarına bu yazım takılacak ve gerçekten hak verdikleri anı yaşayacaklar. Olaya çok karamsar girmek istemezdim, sizleri melankolik bir şekilde karşılamak hoş olmadı ama bu da benim huyum sanırım. Fazla gerçekçi bir insanım ve sizlerle tanıştıkça benim bu huyumu daha da hissedeceksiniz. Bazen gerçekleri yüzünüze vurduğum için beni sevmeyeceksiniz. Bazen gerçekleri çoktan kabullenmiş bireyler olarak beni yakın bir arkadaşınız olarak hissedeceksiniz. İnsanlar böyle değil midir işte?

 Görmek istediğini gören, görmek istemediği zaman dünya üzerindeki en iyi oyuncu ödülüne aday birer kör birey. Bugün de biraz görmek istemediklerinizden biraz da çoktan gördüklerinizden bahsedeceğiz. İnsan ne kadar iyidir? Herkes iyi olmak zorunda mıdır yoksa bu dünyadaki denge için kötülerde gerekli midir? Peki kim iyi kim kötü bunu nereden biliyoruz? Size dünya üzerindeki insan görünümlü melek gibi gelen birisi belki de başkasını çok kırdı, yıprattı, kapanmaz yaralar ve geri dönüşü olmayan hatalar yaptı. İnsan neye göre iyidir ve insanın başına gelenlerin sonucu nedir? Şu an yazımı okurken duraksayıp bu soruların cevaplarını düşündüğünüze ve kendi hayatınızdan örnekleri kafanızın içinde canlandırmaya başladınız biliyorum. Peki daha farklı bir bakış açısına dönelim. Herkes aynı olmak zorunda mıdır? Herkesin doğrusu eşit mi olmalı?

Belki de bana yanlış gelen bir şey senin için hayatın doğrularından biridir. Aslında az önceki sorunun cevabını şu an birlikte bulduk. “Size dünya üzerindeki insan görünümlü melek gibi gelen birisi belki de başkasını çok kırdı” demiştim. İşte! Cevap burada bakın. İnsanlarla doğrularınızın, yanlışlarınızın, karakteristik özelliklerinizin, hayata karşı bakışınızın ve duruşunuzun ayrıldığı noktada kırgınlıklar araya girmeye başlar. Birine kırılmadan önce kendinizi onun yerine koyup bunu neden yaptığını sorgulamak ise yaşadığınız kırgınlığa direnmenin en büyük silahıdır. Bu hayatta mutlu mu olmak istiyorsunuz?

İşte size formülünü verdim. Üzülmeyin. “Yazması kolay” dediğinizi duyar gibiyim.

Eğer böyle düşünüyorsanız lütfen yazımın başından tekrar okumaya başlayın ve her kelimeyi tekrardan ince ince yakalayın. Kimsenin derdini küçümsemeyin. Herkesin acısı kendine mahsustur. Senin kolun kopmuştur ama susuyorsundur karşındaki insanın eline diken batmıştır ağlıyordur. Herkesin acısı kendisine büyük herkesin kafa yapısı, gücü kendine ait. Ne kadar yaşadığınız coğrafya, aile, okuduğunuz okullar ve sosyal çevreniz etkiliyse sizin olaylara bakış açınızda bir o kadar da içinizdeki his, ruhunuz, kalbiniz ve beyniniz etkilidir. Üzülmeden önce düşünün “değer mi?” diye kendinize sorun. En çok kendinizi sevin. Kendinizi sevdikçe kimseye üzülmenin değmeyeceğini hissedin. Bu hayat sizin, başrol sizsiniz ve herkes hayatınızdan gelip geçebilir. Unutmayın insanlar sizin hayatınızda birer yan rol ve siz izin verdiğiniz sürece hayatınıza dahiller. Anı yaşayın, ne yaşarsanız yaşayın gülümseyin. Unutmayın ki gülmek en çok size yakışıyor.

Yanlış Anlaşılmak

Previous article

Dokunduğunuz Her Şey Altına Dönse Bu Güçten Kurtulmak İster Miydiniz ? : Kral Midas’ın Hikayesi

Next article

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Login/Sign up