Kişisel Gelişim & Sağlıklı Yaşam

Mevsim Değişir

0

Karlı bir kış günü buğulanan camın arkasından tepeleri sisle donanmış yüce dağlara bakarak iç geçirdi. Yaylalar çok uzaklarda kalmıştı. Yazın o şen şakrak güneşleriyle yıkanan günlerden hafızasında kalan görüntüleri ince uzun parmaklarıyla cama çizmeye çalışıyordu. O çizdikçe camın buğusu azalmış, dışarıya açılan penceredeki görüntü de iyice netleşmişti. Tepedeki sisler, camdaki buğu ile aynı vakitli vedalaşmıştı sanki dağlarla. Sonsuz bir ufuk oluşmuştu karın beyazlığında. Her yeri öyle örtmüştü ki beyaz bir örtü gibi, koca adamların sesleri bile çok tok çıkar, en ufak yankıya müsaade etmezdi. Yaylada bıraktığı rengarenk yazdan sonra bembeyaz bir kışa alışmak öyle zorluyordu ki onu.

Güneş batarken gökyüzünü kaplayıp gece açık ve tertemiz bir gökyüzü olacağını haber eden pembemsi bulutlar gitmiyordu gözünün önünden. Geceleri onu eve sokabilene aşk olsundu. Yapabildiği en güzel şeydi çimenlere uzanıp yıldızları izlemek. İnsanlar arasında bulamadığı yerini hep gökyüzünde arıyordu, çünkü o da oradan gelmişti sanki. Hem yazın şehirde kalsa ne yapacaktı? Tekerlekli sandalyeden kurtulup Heybeli’de her gece mehtaba mı çıkabiliyordu? Ne biçim şehirdi yahu burası? Gökyüzüne bakan insanlar neredeydi, şehrin ışıklarından parlamayı unutmuş yıldızlara ne olmuştu? Kör olası çöpçüler onları da mı süpürmüştü? Ama kış gelmişti her sene olduğu gibi. Onu da suçlayamazdı, tıklamıştı kapıyı kaç defa. Fazla üzülmesin, alışsın yayladan ayrılması gerektiğine diye öncesinde sonbaharı da göndermişti.

Daha erken soğumuştu yaylada havalar.

Bu kışın çok sert geçeceğini, artık yayladan inmeleri gerektiğinin habercisiydi ya. Şimdi ancak odasının camından bakabiliyordu karla kaplı tepelere. Çok uzakta kalmıştı yaylalar. Sonra titreme geldi inceden. Titreyen bedeni miydi ruhu mu, ayırt edemedi. Soğuktan değildi bu titreme. Zaten üşüyemiyordu bile, dibindeki sobadan yeni yanmaya başlayan odunların sesi geliyordu. Odunlar yandıkça odasının iklimi değişiyor, o da kalbini kışa ısındırmaya çalışıyordu. Gelecek yaza kim sağ bilinmez? İyisi mi zaman onu öldürmeden o zamanı öldürsündü bu küçük odada. O bunları düşündükçe tepelere sis tekrar tekrar inip kalkıyordu. Camda buğular, sobada yeni konmuş kestaneler, inceden inceye kar yağıyordu…

Başından Kalkamayacağınız 5 Mobil Oyun Önerisi

Previous article

Bir Adalet Meselesi: Şahsiyet

Next article

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Login/Sign up