Dizi & FilmKültür & Sanat

Phantom Thread: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi

Phantom Thread
0

Paul Thomas Anderson‘ın sekizinci uzun metrajı olma özelliğini taşıyan Phantom Thread, Daniel Day-Lewis‘ın (Reynolds Woodcock) da son kez oyunculuk yaptığı filmi oluyor. Başarılı aktör aylar önce verdiği bir röportajda Phantom Thread’in kariyerinin son performansı olacağını söylüyor.

Phantom Thread, başta en iyi film ödülü olmak üzere 6 dalda Oscar ödüllerine aday olarak gösterildi.

Fakat sadece ‘’En İyi Kostüm Tasarımı’’ ödülüyle yetindiler. Ayrıca ödül töreninde İdil Biret rüzgarı da esti. Phantom Thread’de çaldığı Brahms’a ait 16 vals eseri de izleyiciyle buluştu. Ayrıca filmin müziklerini ise Radiohead’in en teknik isimi Jonny Greenwood üstlenmiş durumda.

Paul Thomas Anderson’un filmlerinin başarı kıstası da oyunculardan aldığı kusursuz performanslar diyebiliriz. Filminin iki kadın oyuncusu Vicky Krieps ve Lesley Manville dört dörtlük bir oyun çıkarıyorlar, Lesley Manville’in (Cyril) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterilmesi de kanıt niteliği taşıyor. Daniel Day-Lewis’in (Reynolds Woodcock) oyunculuk yorumu ise oyunculuk dersi niteliği taşıyor ve o da En İyi Erkek Oyuncu ödülüne aday olarak gösterildi.

Woodcock’un karşısına güzel, naif ve iradeli olan Alma çıktıktan sonra işler biraz sarpa sarar ve Alma tam anlamıyla Reynolds’un aklını başından alır. Reynolds başlarda Alma’yı kendisinin ışığı ve ilham perisi olarak görse de zaman geçtikçe hayatını altüst eden kadın olarak tanımlar.

Bu bize pek yabancı gelmedi, zaten aşk böyle bir şey değil midir?

Alma’nın Reynolds’ın hayatına dahil olmasıyla birlikte Reynolds’ın mantık normları ortadan kalkmaya başlar, kuşkonmazı zeytinyağı ile değil de tereyağı ile pişirilirse, pişirene dünyayı dar edecek kadar kontrol bağımlısı biri artık elindeki kontrol ve düzeni kontrolü kaybetmeye başlar.

Adeta işiyle evli olan müzmin bekar Reynolds, bir lokantada karşılaştığı ve ”zarafetinden etkilendiği” genç garson kız Alma’ya âşık olur. Alma ile ilişkiye girdiğinde, manken-model olarak ”ilham perisi” adı altında bir sürü güzel kadını belli bir süre geçtikten sonra kapıya koymasına alışkın olan Cyril, bu ilişkinin de Reynolds için bir ara durak olduğunu ve çok kısa süreceğini düşünür. Alma zamanla Reynolds’ın arkasına sığındığı sert, faşizan ve dediğim dedik tavrın gizlediği kırılganlığı fark edecek ve kendisinde önemli bir yeri olan hatta sık sık rüyalarına giren annesinin yerine geçmeye çalışarak Cyril’i bir bakıma haksız çıkaracaktır.

Paul Thomas Anderson Reynolds’ı Oedipus kompleksinden mustarip koca bir bebek gibi resmederek, filmi ayrı bir noktaya taşıyor. Ölmüş annesine sırılsıklam âşık bu adama ergenliğinde annesinin gelinliğini diktirerek, duygusal karmaşayı bir adım ileriye taşıyor. Alma’dan önceki sevgilisine bakılırsa, annesine benzeyen kadınlarla birlikte olması da cabası. Annesinin ruhunun onu izlediği fikriyle avunan bu adamın, dünyayı onun için kusursuzlaştıran ablasına şımarıkça yaslanışının ardında da aynı eksiklik var.

Sonuç olarak, Paul Thomas Anderson’un son filmi Phantom Thread, kendine has bir anlatımı olan, aşkın tüm diğer yanları olduğu gibi karanlık tarafının da evrensel olduğunu bize hatırlatan bir başyapıt. Bu sebeple de hem seyircileri hem de eleştirmenleri kendine hayran eden ve bunu ödül ile kanıtlayan bu filmi kaçırmayın derim.

Yalan Söylediğini Biliyorum

Previous article

Riverdale: Netflix’in Enerjisi Yüksek Kasabası

Next article

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Login/Sign up