Kültür & SanatMüzik

Ruhun Sesi Keman

Ruhun Gıdası Keman
0

  Ruhun gıdası müziktir derler. Keman da ruhu besleyen en güzel enstrümanlardan biridir. Peki beslediğimiz bu ruhun dili ve sesi var mıdır? Ruh soyut bir kavram olduğundan somut bir cevap beklemek yersiz olur. Ancak ruhumuzu konuşturmak için bazı somut yollara başvurabiliriz. Bunlardan biri de keman çalmayı öğrenmektir. Sonrasında keman artık sizin sesiniz olur. Ünlü keman virtüözü Niccolo Paganini (1782-1840) hayatında verdiği en başarılı konserinin bitiminden sonra müzisyen arkadaşlarından birine şunu söyler: “Bugün yaşamımın en önemli dersini aldım. Ben hep müziğin kemandan çıktığını düşünürdüm. Bugün benden çıktığını öğrendim.”. Elbette Paganini bu konseri kemanı ilk eline aldığı anda vermedi. Bu konserden önce uzun bir öğrenim süreci geçirdi. Çünkü kemanın da bir ruhu vardır ve önce onu çözmemiz gerekmektedir. Bunun yolları duygulardan geçtiği kadar teknik meselelerden de geçer. Şimdi biraz kemanı tanıyalım.

 Keman, yaylı ailesinin en küçük üyesidir.

Telleri tiz sesten pes sese mi, la, re ve soldür. Keman, on kısımdan oluşur. Bu kısımlar: Gövde, üst kısım, alt kısım, klavye, telleri tutan ve fixlerin bulunduğu köprü arkasındaki siyah abanoz bölüm, can direği, eşik, salyangoz ve anahtarlardır. Kemanın içinde bulunan can direği ses için büyük bir önem taşır. Mükemmel sesin çıkabilmesi için gövde ve arka kısma basınç uygular. Bu boşlukta, yay veya arşenin de yardımıyla oluşan ses, ‘f’ harfine benzeyen deliklerden dışarı çıkar. Şimdi biraz da kemanın nasıl tutulacağından ve çalınacağından bahsedelim.

  Kemanın çenelik kısmı çene ile omuz arasına sıkıştırılır ve parmaklar klavyeye yerleştirilir. Diğer el ile reçine sürdüğümüz arşe, eşik ile klavyenin arasındaki tellerin üstüne yerleştirilir. Bu noktadan sonra kaçışınız yoktur. Yaklaşık iki veya üç ay nota basmadan düzgün yay çekmeyi öğrenirsiniz. Bazıları bu noktada pes eder. Toprağa bir çiçek ekmek gibi; sularsınız ve beklersiniz. Sıkılınca bırakıp giderseniz güzelliğini fark edemeden o çiçek solar gider. Dolayısıyla keman çalmak en başta sabır ve egzersiz yapmayı ister. Yay çekmeyi öğrendiğinizde kolay metotlarla notaların yerlerini öğrenirsiniz. Sonrasında yine ‘Jingle Bells’ gibi kolay parçalar çalarsınız. Eğitiminizin dördüncü yılında güzel sonuçlar almaya başlarsınız ve sabretmenize değer. Peki bu kadar mı? Hayır, değil. Öğrenmenin sonu olmadığı gibi keman çalmayı öğrenmenin de sonu yoktur. Keman virtüözleri bile her gün yeni şeyler öğrenir. Dördüncü yılın sonunda kişinin kendini öğrendikleriyle sınırlandırması ve ‘ben yeteri kadar iyi çalıyorum’ demesi ruhunun sesini yeteri kadar ifade edememesi demektir. Keman çalmanın tekniklerini öğrenmek, bilmek ve onlara hakim olmak ruhunuzun dilini çözmekte yardımcı olur. Böylelikle öğrenmenin, pratik yapmanın ve bundan keyif almanın sonunun olmadığını fark edersiniz.

Nota bilgisi ve nota okumak her enstrüman için gerekli ve önemli bir yere sahiptir.

 Bona notaların ritmik değerleriyle düz bir seste okunmasıdır, solfej ise notaların ritmik değerleriyle ve o notaların sesleriyle birlikte okunmasıdır. Müziğe kulağı olan insanlar bir eser duyduklarında sesi ve değerlerini taklit ederek enstrümanıyla birlikte icra edebilir. Ancak bu eserin bonasını ve solfejini yapamıyorsa eseri taklit ettiğiyle kalır. Bu esere yeni değerlikte notalar eklemek veya yeni gamlara geçişler yapmak ancak bilgiyle mümkündür. Örnek verecek olursak, ben keman çalarken dinlediğim bazı eserler üzerinden yeni notalara, gamlara ve farklı ritimlere geçiş yapıp yeni varyasyonlar üretebiliyorum. Ancak bona ve solfej bilgimin eksikliği yaptıklarımı kısıtlı bir alana hapsederek yerimde saymama neden oluyor. Ne kadar çok bilirsem o kadar çok ilerleyebilirim. Dolayısıyla bir kemancıyı hiç durmamak ve bu yolda bilinçli olmak kurtarır.

  Sosyal medyanın hayatımız üzerindeki etkisi bugünlerde daha çok görülüyor. Sevdiğimiz insanları hatta onların hayatlarını takip ediyoruz; yaptığı yemekleri, güldükleri esprileri, attıkları adımları vb. Müzisyenlerin konser ve masterclass videolarını da bazı mecralardan izleyebiliyor onları yakından görebiliyoruz. Bu da geleceğin müzisyenlerini motive etmekte ve duruşlarını, mimiklerini ve hatta çalma tarzlarını bile etkiliyor. Örneğin Rusanda Panfili konser videolarında kendisi kemanı çalarken yaşadığı duyguları vücut diliyle karşısındaki kişiye geçirmeyi başarıyor. Böylelikle müziği hissetme ve onun içinde kaybolma en az bona ve solfej teknikleri kadar önemlidir. Aksi takdirde bilgisayara da yüzde yüz teknik ve sıfır duyguyla keman çaldırabilirsiniz. Bunun için teknik ve duyguyu dengede tutmak keman çalmak için önemli iki noktadır.

  Sonuç olarak keman, bir insan gibi ilgi ister. Yabancıdır ve onunla iletişime girmek için dilini öğrenmeniz gerek. Sonrasında onu sevmeniz ve onunla bütün duygularınızı paylaşmanız gerekir. O sizi bilmeli siz de onu bilmelisiniz ki ikiniz de birbirinizin sesi olmalısınız. Sabır, denge ve sevgi sizinle olsun.

Aysun Önal

Seramik Hamuru Kullanarak Seramik Yapımı

Previous article

İngiliz Dili ve Edebiyatı: Yan Dal Maceram

Next article

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Login/Sign up