Dizi & FilmKültür & Sanat

Temple Grandin’in İlham Veren Hikayesi

0

Otizmli bir çocuktan profesör bir bilimciye…

Otizm konusunda ilk akla gelen filmlerden birisi olan Temple Grandin 2010’da vizyona girmiş bir ABD yapımı dram filmidir. Mick Jackson’ın yönetmenliğini yaptığı bu film gerçek bir hikayeden esinlenmiştir. Bu yanı ile ayrıca bir biyografi filmi olarak adlandırılmaktadır. Film 8.7 gibi oldukça yüksek bir IMDB puanına sahiptir. Film özellikle otizm farkındalığı oluşturma konusunda izleyiciyi bilinçlendiriyor.

Otistik bireyler ve ailelerinin asıl sorunları otizmi bir eksiklik olarak gören sosyal çevredir. Ailenin gerekli kurumlar tarafından bilgilendirilip çocuğu için ne yapması gerektiğini öğrenmesi maalesef yeterli olmuyor. Bu konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan çevre otistik bireyin yaşantısını olumsuz etkilemektedir. Bu konu hakkında öncelikle yapılması gereken insanlara otizmin ne olduğunu hatta ne olmadığını açıklamaktır. Temple Grandin filmi otizmi çok iyi anlatmaktadır. Otizmin bir eksiklik veya yetersizlik değil sadece bir farklılık olduğunu ve otistik bireylerin neler başarabileceğini insanlara göstermektedir.

Filmin Konusu

Temple, 4 yaşına kadar hiç konuşmayan bir çocuktur. Yaşıtlarıyla oyun oynamayı sevmeyen ve istediği olmayınca çığlıklar atan Temple, annesi ile iletişim kuramamaktadır. Bu durumdan şüphelenen annesi Temple’yi doktora götürmeye karar vermiştir. Fakat doktorun söyledikleri Temple’nin annesi için oldukça yıkıcı olmuştur. Doktor Temple’nin bir tür çocuk şizofrenisi olan otizm hastalığına sahip olduğunu ve asla iyi olamayacağını söylemiş hatta annesine onu bir kliniğe yatırmasını önermiştir. Bu hastalığın nedeninin ise anne ile çocuk arasındaki sevgi bağının kurulamaması, anne ile sarılmayan çocukların otistik olma risklerinin daha yüksek olduğunu söylemiştir. Doktorun bu kötümser bakış açısını kabul etmeyen Temple’nin annesi onun en iyi eğitimi alması için elinden geleni yapmıştır. İlk zamanlar evde kendisi eğitim verirken daha sonra onu bir okula yazdırmıştır. Konuşmaya başlayan Temple yaşıtları ile anlaşamamaktadır.

Okulda sürekli onunla uğraşıp onunla dalga geçen öğrenciler vardır. Temple birtakım sosyal güçlüklerle karşılaşsa da tetiklenmediği anlar dışında genel olarak neşeli ve mutludur. Fakat dalga geçildiğinde veya sinirlendiğinde şiddete başvuran Temple bu sebeple birkaç okuldan atılmıştır. İşte bu son okuldan atılışı ona farklı bir kapı açmıştır. Temple’nin anlaşılmaya ve keşfedilmeye ihtiyacı vardır. Yeni başladığı okulunda fen öğretmeninin onun güçlü görsel hafızasını farketmesiyle Temple’nin hayatı farklı bir yön bulur. Lisede öğretmeninin desteğiyle üstün yeteneğini geliştirir ve üniversiteye başlar.

Üniversiteye başlayacağı yaz teyzesinin çiftliğinde gördüğü hayvan sıkıştırma makinesinden ilham alarak kendisine bir sıkıştırma makinesi tasarlar.

Bu makine onu daha sosyal bir arkadaş, daha iyi bir öğrenci yapar. Bu makine sayesinde agresyonunu kontrol edebiliyor ve karşılanmamış sarılma ihtiyacını karşılamış oluyor. Yüksek lisanstan sonra doktorasını da tamamlayan Temple, uzun süre üniversitelerde ders vermiştir. Şimdilerde Grandin, hayvan refahı ve otizm savunuculuk hareketleri ile felsefi bir lider olarak kabul edilir. Bu başarılar diğer otistik bireylere ve ailelerine ilham olmuştur. Otistik bireyler için bu başarıların imkansız olmadığını, eğitimin ve sevginin oldukça önemli olduğunu herkese göstermiştir. Bunun yanı sıra filmin verdiği en önemli mesaj; “Otistik bireyler diğerlerinden sadece farklıdır, asla eksik değildir.”

Bir Tuhaf İmparator: Caligula

Previous article

Bu Hayatı Yaşamanın Başka Bir Yolu Olmalı : Diren

Next article

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Postlar

Login/Sign up