Müzik

Yıldız Tilbe Şarkılarını Psikolojik Bir Yaklaşımla İnceledik

Yıldız Tilbe
0

Yıldız Tilbe – Bilişsel terapi modelini temel alan yaklaşımlardan biri Ellis’in öncülüğünde ortaya çıkan Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşım’dır. Ellis’in modeline göre insanları rahatsız eden ve sıkıntıya sokan şeyler yaşadıkları durum veya olaylar değil bu olayları nasıl değerlendirdikleridir. Ellis için duygu ve davranışların temelinde düşünceler yer almaktadır. Eğer kişiye zarar veren düşünceler yeni, sağlıklı düşünceler ile değiştirilebilirse sorun çözülecektir. Ellis yaklaşımında bunu hedeflemiş ve bir ABCDE modeli oluşturmuştur. Bu model ile kişiye zarar veren, sağlıksız düşünceleri keşfetmek ve yerine işlevsel düşünceleri yerleştirmeyi kolaylaştırmayı hedeflemiştir.

ABCDE Modeli

Ellis insanların karşılaştığı durumlar/olaylar karşısında geliştirdiği düşüncelere inanç adını verir ve bunları ikiye ayırmaktadır: akılcı inançlar ve akılcı olmayan inançlar. Akılcı inançlar mantıklı, gerçekçi, tutarlı ve esnek olan inançlardır; akılcı olmayan inançlar ise katı, aşırı genellemelerle dolu, mantıksız ve kişiye zarar veren inançlardır. Ellis’e göre psikolojik sorunların temelinde akılcı olmayan inançlar yer almaktadır.

Ellis akılcı olmayan inançların özelliklerini 3 ana grupta toplamıştır:

1.Kişinin kendiyle ilgili talepkarlığı: Kişi sürekli kendisine erişemeyeceği standartlar ve zorunluluklar koyar ve değerini bu zorunluluklara bağlar: en yüksek notu ben almalıyım yoksa başarısızın tekiyim.

2.Başkalarıyla ilgili talepkarlık: Başkalarını olduğunu gibi kabul etmek yerine onlara standartlar koymaktır: seni böyle kabul etmiyorum, şöyle olmak zorundasın, değilsen kötüsün.

3.Dünyayla ilgili talepkarlık: İçinde olduğu hayatı ve dünyayı kabul etmemektir: her problemin bir çözümü olmak zorundadır, yoksa bu dünyanın sonudur.

Ellis akılcı olmayan 4 ana inanç açıklamıştır:

1.Katı İstekler

2.Durumu Felaketleştirme

3.Hayal Kırıklığına Karşı Hoşgörü Azlığı

4.Değersizleştirme

Bunların yanında aşırı genelleme, yükleme hatası, kendini derecelendirme, lanetleme gibi 7 akılcı olmayan inanç daha farklı kaynaklarda bulunmaktadır.

Ellis insanların sağlıklı bir psikolojiye sahip olmasının ön koşulunun kabul olduğunu öne sürmektedir. Kişi, kendisini, başkalarını ve dünyayı olduğu gibi kabul etmeli ve gerçekçi inançlar, düşünceler geliştirmelidir. Eğer düşüncelerimiz akılcı olmayan inançlardan oluşuyorsa bu kişide sıkıntılar yaratacaktır. Bu nedenle akılcı olmayan düşünceleri fark edip yerine akılcı düşünceler yerleştirildiğinde kabul ve uyum gelecektir.

Yıldız Tilbe 1994 yılında yayınladığı ilk albümü ‘delikanlım’ dan beri Türkiye’nin en çok sevilen ve dinlenilen şarkıcılarından biri olmuştur. Delikanlım, Dayan Yüreğim, Çabuk Olalım Aşkım ve daha bir çok müzik listelerinin zirvesine oturmuş şarkının sahibi Yıldız Tilbe’dir ve hala en çok dinlenen şarkılar arasında onun şarkılarını görmekteyiz. Şarkılar bir toplumun kültürünü ve inanışlarını yansıtan en önemli araçlardan biridir. Peki yıllarca Türkiye’de en çok dinlenen bu şarkıların sözlerini ADDT yaklaşımıyla incelersek hangi inançlardan oluşmaktadır?

5 Popüler Yıldız Tilbe Şarkısı ve Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşım:

Delikanlım

Açılır sonsuz kere yoluna güllerim
Koparıp atsan da solmaz gönlüm nafile
Yokluğun soğuk tenine, susadı tenim
Üşüdüm, yorgan misali seril üstüme

Geceler boyu sevişmelerimiz bitmesin
Gölgesi düşsün saçlarına, aşk ateşimin
Sakınıp sakla, güneşim ol, al ısıt beni
Yüzünün sıcak kokusu kalsın ellerimde

Kalbim duraksız haykırışlarda
Ne yapsan ayrılamam senden asla
Hafife alma, aşk vurur insana
Bu kadar kolay sanma delikanlım

Yıldız Tilbe

Bu parçadaki inanç sistemine yakından bakacak olursak ‘koparıp atsan da solmaz gönlüm nafile’ cümlesinde rasyonalizmden uzak bir yaklaşım görüyoruz. Alt mesajı olan ‘bana ne yaparsan yap seni sevmeye devam edeceğim’ mesajı ya hep ya hiç bakış açısına bir örnek fakat hayat tam tersi gri anların da olduğu belirsizliklerle dolu bir yerdir ve bu tarz katı, esneklikten uzak düşünceler akılcı olmayan inançlardandır. ‘Ne yapsan ayrılamam senden asla’ cümlesi yine aynı değişime dirençli ve katı inançlardandır. Yapamıyorum ve yapamayacağımı düşündüğüm için bunu denemiyorum. ‘Hafife alma, aşk vurur insana’ cümlesinde ise kişi aşırı genelleme yapıyor. Aşk güzel, sağlıklı ve kişiye mutluluk veren bir duygudur; burada kişi bir ilişkisinde yaşadığı kötü deneyimleri tüm romantik ilişkileriyle birleştirerek ‘aşk vurur insana’ şeklinde akılcı olmayan bir inanca sahip.

Dayan Yüreğim

Hedef alıp vursan da
Özenli sözlerinin oklarıyla
Süslemeyeceğim harfleri
Adını oluşturanların dışında
Dökmeyeceğim yüreğimi
Kimsenin gözlerine
Ey aşk, beni yağmala
Ateş et arka arkaya aşk
Beni tara
Bilsin, hiç bir şey umrumda değil
Dağlarım yaralarımı çabuk geçsin
Öğrenirken hasretinle sevişmeyi
Gözyaşlarım akabilirler özgürce
İçimde öyle güzelsin ki
Onu kirletmeyeceğim seninle

Bağlasan durmaz
Göndersen gitmez
Laftan anlamaz
Sözümü dinlemez
Başına buyruk
Duyguları savruk
Beni bana kırdıran
Bu gönül canıma düşman

Yanıyor bedenim
Acıyor içim
Yoktan anlamıyor benliğim
Bitmiyor geceler
Geçmiyor günler
Adı aşk bu eziyetin

Dayan, yüreğim dayan
Dayan, yarına inan
Gün gelir acılar ezberlenir
İyileşir zamanla yaran

Dayan, yüreğim dayan
Dayan, yarına inan
Gün gelir acılar ezberlenir
İyileşir zamanla yaran

Anlar mı hiç seni?
Yanarak mum gibi eridiğini
Sen aşıksın o kör
Hevesin kalıcı misafiri aaah

Yıldız Tilbe

Parçada geçen ‘içimde öyle güzelsin ki onu kirletmeyeceğim seninle’ cümlesine bir kabullenmeme durumu söz konusu. Kişi karşısındaki kişinin onun hayalindeki, içindeki kişi olmadığı düşüncesiyle yüzleşmekten kaçıyor; yaşadığı bu hayal kırıklığına karşı hoşgörü azlığı adı verilen bir akılcı olmayan inanç görmekteyiz. ‘Bağlasan durmaz, göndersen gitmez, laftan anlamaz, sözümü dinlemez’ cümlesinde yine akılcı olmayan bir düşünce sistemi vardır; katı, değişime dirençli ve hiç esnek olmayan bir inanç. ‘Bu gönül canıma düşman, geçmiyor günler, bitmiyor geceler’ cümlelerinde ise bir felaketleştirme vardır. Her gecenin bir sabahı olduğu bilinmektedir fakat kişi bu cümlelerle gerçekdışı bir felaketleştirme yapmaktadır. ‘Adı aşk bu eziyetin’ cümlesinde ise kişi kendi yaşadığı bu olumsuz duyguların sebebinin aşk olduğunu düşünerek bir yükleme hatası yapmaktadır. Suçlunun aşk olduğunu düşündüren akılcı olmayan bir inanç sistemi vardır. Oysa aşk daha önce bahsedildiği gibi kişiye mutluluk veren, sağlıklı bir duygudur. Yaşanılan deneyimlerden çok bizim onlara hangi inanç ile anlam yüklediğimiz belirleyicidir.

Aşk Laftan Anlamaz Ki

Kendimden çıktım yola
Bir yere varamadım
Yıllar kayboldu bir anda
Kimselere soramadım

Şansım yok aşktan yana
Sevgiye rastlamadım
Hani o gençlik varya
Güldü geçti tutamadım

Olsun mu olmasın dert sana uğramasın?
Gitsin de gelmesin bir daha ayrılık hiç
Mevlam sakınsın seni her türlü gözden aay, aay
Bit dersin bitmez ki aşk laftan anlamaz ki x2

Sevdin mi? sevmedin mi?
Sustun mu? söyledin mi?
Anlatsaydın dinlerdim
Ben aşkımı diyemedim

Gördüğüm günden beri
Ne ölüyüm ne diri
Yandım söndüm binlerce kez öldüm
Baktığım her yerde gördüm

Yıldız Tilbe

‘Şansım yok aşktan yana, sevgiye rastlamadım’ kişi bu cümlelerde daha önce yaşadığı kötü deneyimlerini tüm aşk kavramına yüklemekte; aşırı genelleme ve felaketleştirme inancı bulunmakta. Yine ‘sevgiye rastlamadım, hani o gençlik var ya güldü geçti tutamadım’ cümlelerinde kişinin hayal kırıklığına karşı hoşgörü azlığı olduğu söylenebilir. Yaşadığı gençlik yıllarından ve deneyimlerinden memnun olmayan, hayal kırıklığına uğrayan kişi ‘olanlar oldu fakat ben üstesinden gelebilirim’ demek yerine bunu Kabul edemem diyerek akılcı olmayan bir inanç sistemine sahiptir. ‘Bit dersin bitmez ki, aşk laftan anlamaz ki’ şeklinde devam eden cümlede yine katı ve dirençli bir düşünce görülmekte. Kişi kendi duygu ve davranışlarını bir kenara iterek ne olursa olsun zaten değişmeyecek şeklinde esnek olmayan, akılcı olmayan bir inanca sahip. Bunun sebebini de aşk kavramına yükleyerek bir yükleme hatası daha yapmakta. ‘Gördüğüm günden beri ne ölüyüm ne diri; yandım söndüm binlerce kez öldüm’ cümlelerinde ise bir felaketleştirme ve mantıkdışı inanç sistemi hakimdir.

Çabuk Olalım Aşkım

Çabuk olalım aşkım
Her şeyi paylaşalım
Ben kendimi sana adadım
Sevgilim sensiz anlamsızım
Mahşere kadar benim aşkım
Her alemde senindir canım
Nereye istersen sür köle diye
Sensiz ölürüm cennette

Seni seven kalbim
Sana deli oluyor anlasana
Sana dayanamıyorum, inan ki
Sensiz mutlu olamıyorum
Seni seven kalbim
Sana deli oluyor anlasana
Sana dayanamıyorum, inan ki
Sensiz yaşayamıyorum

Bin ömrüm daha olsa
Kollarında son bulsa
Eğer sana kavuşmak varsa
Ölmek düğün gibidir bana
Sensizlikten çok korkuyorum
İnan kendimi bilmiyorum
Önce Allah, sonra sen benim için
O bilir nasıl sevdim

Yıldız Tilbe

‘Sevgilim sensiz anlamsızım’ cümlesinde kişi kendini değersizleştiriyor. ‘Seninle beraber olmadığım sürece bir değerim yok’ şeklinde diğerlerine ilişkin de bir talepkarlık söz konusu. Bu düşünceler yine akılcı olmayan inançların ürünüdür. Çünkü her birey bir insan olarak değerlidir ve kendine yetebilir. Başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler sayesinde ruhsal doyumumuz ve hayattan aldığımız zevk artsa da kendisiyle mutlu olmayan ve kendi değerini bilmeyen bir insan başkalarıyla sağlıklı bir ilişki kurmakta da zorlanacaktır. ‘Nereye istersen sür köle diye, sensiz ölürüm cennette’ cümlelerinde kişi yine kendisini değersizleştirmektedir ve tüm varlığını bir başkasına bağlamaktadır. Cennet güzel bir yeri temsil ederken burada kişi istediği bireyle olmadığı sürece orada bile mutlu olamayacağını söyleyerek diğerlerine ilişkin bir talepkarlık daha belirtirken aynı zamanda o kişiden ayrı kalmayı felaketleştirmektedir. ‘Sensiz mutlu olamıyorum’ düşüncesi ise oldukça katı ve değişime dirençli bir inançtır. Son olarak ‘eğer sana kavuşmak varsa ölmek düğün gibidir’ cümlesinde kişi ‘seninle olamadığım sürece yaşamamın bir anlamı yok’ şeklinde bir düşünceye sahiptir. Kendi yaşamını bir başkasına bağlamaktadır ve bu dünyaya ilişkin bir talepkarlıktır; içinde olduğumuz bu durumu kabul etmiyorum, beraber olmak zorundayız. ‘Sensiz kalmayı kabul edemem’ anlamına gelen bu cümlede kişi yine ayrılma düşüncesine karşı yaşadığı hayal kırıklığına karşı bir hoşgörü eksikliği içindedir.

Ummadığım Anda

Mektupları resimleri kaldıramam ki
Sevdim seni başkasına yar edemem ki
İki dünya bir araya gelse imkansız
Seni benden başkasıyla düşünemem ki

Sevgilim kıskanırlar
Yalanlar anlatırlar
Bizi ayıramazlar
Aşkın dizinden

Ben düşerken yükseklerden uçurumlara
Aşkın tuttu ellerimden ummadığım anda
Şimdi senle hayat rüya düşlerim gerçek
Sanki ben hiç yaşamadım seni tanıyana dek

Bahar dalı çiçek gibi yeşilin rengi
Anlatmanın imkanı yok güzelliğini
Sana susuz açım sana hastayım sana
Hiçbir sebep seni benden ayıramaz ki

Sevgilim kıskanırlar
Yalanlar anlatırlar
Bizi ayıramazlar
Aşkın dizinden

Ben düşerken yükseklerden uçurumlara
Aşkın tuttu ellerimden ummadığım anda
Şimdi senle hayat rüya düşlerim gerçek
Sanki ben hiç yaşamadım seni tanıyana dek

Şimdi senle hayat rüya düşlerim gerçek
Sanki ben hiç yaşamadım, seni tanıyana dek

Yıldız Tilbe

‘Sevdim seni başkasına yar edemem ki, iki dünya bir araya gelse imkansız, seni benden başkasıyla düşünemem ki’ cümlelerinde kişinin oldukça katı, dirençli, talepkarlıklarla dolu düşüncelere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Beraber olmak istediği kişinin bir başka beraberlik yaşaması karşısında yaşayacağı hayal kırıklığına karşı bir hoşgörü azlığı bulunmakta ki bu durum da akılcı olmayan bir inanç olduğundan kişiyi üzmektedir. ‘Sevgilim kıskanırlar, yalanlar anlatırlar, bizi ayıramazlar’ cümlelerinde kişi ayrılık durumunda sorumluluğu başkalarına yüklemekte yani bir yükleme hatası yapmaktadır. Bu durum da akılcı olamayan bir inanç sistemi örneğidir. ‘Sanki ben hiç yaşamadım seni tanıyana dek’ cümlesinde ise kişi ilişkisinden önceki deneyimlerini değersizleştirmektedir. Aynı zamanda mantıkdışı bir akılcı olmayan inançtır.

Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki iki kaynaktan yararlanılmıştır:

-Acar, Voltan, N., Gençtanırım, D. (2007). Akılcı-duygusal davranışçı yaklaşım ve sezen aksu şarkıları. Eğitim ve Bilim, 32-143.

-Murdock,L, N. (2018). Psikolojik Danışma ve Psikoterapi Kuramları. Nobel Akademik Yayıncılık: Ankara.

Gerçek Olayların Beyaz Perdede Buluştuğu Beş Biyografik Film Önerisi

Previous article

Sağlıklı İlişkilerin Anahtarı: Etkili İletişim

Next article

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Login/Sign up